SIĞINAĞIM VE FIRTINAM
Ben onun yasını belki de annesinin vefatına kederlenen bir evlattan daha çok en büyüleyici konusunu kaybetmiş bir yazar olarak tutuyorum. Annem, gangsterim, bu sayfalarda yaşayacak. O benim sığınağım ve fırtınamdı.
Arundhati Roy on sekiz yaşında evden kaçıp o günden beri uzak durduğu annesinin ölüm haberini aldığında derinden sarsılır. Acısının etkisiyle bu sıradışı kadını ve ikisinin zorlu ilişkisini anlatan çarpıcı anı kitabını kaleme alır. Zira kendisinin dünyaca tanınan bir yazar ve gözü pek bir aktivist olmasının ardında vizyoner bir eğitimci olan annesinin hikâyesi, ona öğrettikleri ve hiç kuşkusuz ona yaşattıkları vardır...
“Yetişme dönemini ve annesi Mary’yle zorlu ilişkisini anlatan olağanüstü bir anı kitabı. Sıradışı bir yazar ve adalet savunucusu olarak dünyaca tanınan Roy, toplumun kıyısında geçirdiği çocukluğunun ve gençliğinin kendisini nasıl şekillendirdiğini ustaca aktarıyor.”
Bernardine Evaristo, Guardian
BÜYÜK FIRSATLAR
“Hayaller peş peşe yitip gidiyor, kimileri gerçekleştiği için ama çoğu gereksizliğinden.”
Ek iş için hafta sonları bir taşra kliniğinde çalışan bir doktor başkentten göremediği ülke gerçekleriyle yüzleşir... Genç bir Rus soyadını değiştirip Amerika’ya gider... Çocukluğunun taşra kentine dönen bir adamın hayatı annesi için yaptırdığı mezar taşı nedeniyle altüst olur... Bir kadın çok şey borçlu olduğu tehlikeli bir adamın yükselişini uzaktan seyreder... Bir akademisyenin hayatı televizyona verdiği bir demeç yüzünden değişir...
Türkiye’de Taş, Kâğıt, Makas adlı derlemesiyle tanınan, çağdaş Rus edebiyatının önemli isimlerinden Maksim Osipov, Sovyet sonrası Rusya’ya hem içeriden hem de başka ülkelere göçmüş Rusların gözüyle bakmayı ve acı tatlı insan hikâyeleri anlatmayı sürdürüyor. Büyük Fırsatlar adlı bu yeni öykü derlemesinde de Sovyetler Birliği’nin son dönemine ve yeni Rusya’ya dair incelikli gözlemler, sıradan insanların ülkelerinin gündelik gerçekliğiyle baş etme yolları, gidenler kadar kalanların da yaşadığı sürgün edilmişlik hissi var... Damıtılmış birer roman gibi okunabilecek bu öykülerde, hepsi Osipov’un anlatma ustalığıyla can buluyor.
“Osipov’un hikâyeleri, insanlığı –muhteşem, iğrenç, korkunç insanlığı– sevmenin ne kadar zor olduğunu ama insan kalmak için tam da bunu yapmak, insanı sevmek gerektiğini düşündürüyor okuyana. (…) Böyle düşünceler uyandırabilmek yalnızca büyük edebiyatın yapabileceği bir şeydir.”
Svetlana Aleksiyeviç
“Osipov üslubundaki alaycı tonu tüm bir ülkenin ruh halini kapsayacak şekilde yayıyor, böylece bir neslin solmuş umutlarını aktarmayı başarıyor.”
Publishers Weekly
HÂLÂ BİRİNİN ÖZÜR DİLEMESİNİ BEKLİYORUM
Hayat bazen büyük felaketlerle değil, peş peşe gelen küçük kırılmalarla değişir. Bazen bir çocukluk hatırası, bazen yarım kalmış bir ilişki, bazen de yıllar geçmesine rağmen ağırlığını koruyan bir kayıp bugünü ve geleceği sessizce belirler.
Hâlâ Birinin Özür Dilemesini Bekliyorum yaşamın farklı dönemlerine yayılan anların peşinden gidiyor. Kardeşliği, aileyi, aşkı, dostluğu ve gündelik hayatın görünmeyen yüklerini merkeze alan bir anlatı kuruyor. Kişisel hafızayla toplumsal hafızanın iç içe geçtiği, bugünün Türkiye’sini gündelik hayatın içindeki gizli çatışmalarla ele alan roman insanı dönüştüren küçük karşılaşmalara, kesitlere odaklanıyor.
Murat Çelik geçmişten bütünüyle kurtulmanın mümkün olup olmadığını sorguladığı bu kitabında hatırlamanın, kaybetmenin ve yaşamı sürdürmenin farklı yüzlerini anlatırken okuru da hikâyesine ortak ediyor.
Bir zaman diliminde, istiyorsun ki vapura bindiğinde güneşin nereden gelip seni rahatsız edeceğini yanında biri hesaplasın. Sen bunun için kafa yorma. Bir zaman diliminde, istiyorsun ki biri eve gelirken o gün ekmeğe ihtiyaç duyup duymadığınızı bilsin. Seni hiç aramasın, senin markete uğramayacağından emin olsun. Bir zaman diliminde, istiyorsun ki sevgini göstermek için soytarılık yapma. O seni gözlerinden, bakıştan bilsin.
ŞİİRLER
Kavafis tüm şiirleriyle YKY’de
Kavafis daha önce pek çok şair tarafından Türkçeye çevrilmiş, özellikle “Barbarları Beklerken”, “İthaka”, “Şehir” şiirleriyle geniş bir ilgi ve sevgiyle karşılanmıştı. Çocukluğundan itibaren şiirler yazan Kavafis, zamanla Helenistik dönemi konu alan tarihi şiirlere yöneldi; geçmişteki olayları modern insanın yalnızlığı, tutkuları, hayal kırıklıkları ve cinsel kimliğiyle ilişkilendirdi. Kendine özgü, sade ve konuşma diline yakın bir üslup geliştirdi. Yunan şiir geleneğinin dilini ve edasını bambaşka düzeylere taşıdı. Tarihe ve coğrafyaya gösterdiği duyarlıkla, kederi ve mutluluğu ironiye dönüştürmesiyle ve kişisel belleği tarihsel olgularla kaynaştırmasıyla Kavafis modern şiirin büyük ustaları arasında yer alır.
“Kavafis’in şiirinde okuru etkileyen, o anlatılmaz yenilgi duygusu, yitip giden güzellikler karşısındaki o çilekeş katlanma yeteneğidir.”
Cevat Çapan
“Kavafis’in eseri düşüncenin duygular vasıtasıyla algılanması, düşüncenin duyguya dönüşmesidir.”
Yorgo Seferis
– Nereden çıktı bu tedirginlik, bu telaş,
nasıl da ciddileşti yüzlerin ifadesi birden?
Sokaklarla meydanlar neden hızla boşaldı ve neden
herkes evine dönüyor kafasında derin düşüncelerle?
Hava karardı ve barbarlar görünmedi.
Sınır boylarından gelen adamlarımız,
artık ortalıkta hiç barbar olmadığını söylüyor.
Peki, barbarlar olmadan ne yapacağız şimdi?
Bir tür çözümdü bizim için bu adamlar.
Konstantinos Kavafis 1863’te İskenderiye’de, Fener kökenli İstanbullu bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babasının ölümünden sonra ailesi ekonomik sıkıntılar yaşadı. Bir müddet Liverpool, Londra ve İstanbul’da yaşadıktan sonra yeniden İskenderiye’ye döndü. İstanbul’da geçirdiği ergenlik yılları dünya görüşünün ve sanat anlayışının biçimlenmesinde belirleyici oldu. 1889’dan 1922’ye kadar Sular İdaresi’nde geçici kâtip olarak çalıştı. Kavafis, doğum günü olan 29 Nisan 1933’te İskenderiye’de öldü.
Kapak fotoğrafı: Troia kuşatmasının tasvir edildiği bir çelik kalkandan detay.
Metropolitan Sanat Müzesi Koleksiyonu (yaklaşık 1580-90).
İZMİR / SMYRNA 19. Yüzyılda Birlikte Yaşamak
19. yüzyıl İzmir’i uzun yıllar boyunca Türk ve Yunan ulusal tarihyazımlarının şekillendirdiği karşıt anlatılar üzerinden okundu. Bir tarafta “Türk İzmir”, diğer tarafta “Gâvur İzmir”; bir tarafta Türkler, diğer tarafta Rumlar... Oysa Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli liman şehirlerinden biri olan İzmir’in gündelik hayatı, bu keskin ayrımların çok ötesinde, yüzyıllar içinde oluşmuş karmaşık toplumsal ilişkiler üzerine kuruluydu.
İzmir/Smyrna: 19. Yüzyılda Birlikte Yaşamak, Osmanlıca ve Yunanca birincil kaynaklara dayanarak Osmanlı modernleşmesinin dönüm noktalarından biri olan 1826-1864 yılları arasında çok dinli ve etnisiteli İzmir/Smyrna’nın toplumsal yapısını şehirdeki Türk-Rum ilişkileri üzerinden ortaya koyuyor. Rum İsyanı’nın şehir üzerindeki etkisini, Tanzimat reformlarının uygulanışını, merkezî yöne tim ile yerel yönetim arasındaki ilişkileri ve Rumlar ile Türkler arasındaki sos yal ve ekonomik etkileşimi incelerken, yerleşik kabulleri de sorguluyor. İzmir’in tarihini bir liman şehrinin ya da kozmopolit bir ticaret merkezinin hikâyesi olarak görmenin ötesine geçerek ortak ekonomik çıkarlar, gündelik ilişkiler ve yerel aidiyet duygusu etrafında şekillenen çoğulcu bir Osmanlı şehir toplumu olarak yorumluyor. Kozmopolitlik kavramını yeniden düşünmeye davet eden kitap, Osmanlı şehir tarihini, çokkültürlülük ve birlikte yaşama deneyimini anlamak için yeni bir kavramsal çerçeve öneriyor.
Feryal Tansuğ, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun yanı sıra Doğu Akdeniz’in de en önemli şehirlerinden biri haline gelen İzmir’in tarihini bugünden geriye bakarak değil, dönemin ortam ve dinamikleri içinde inceliyor. Türkiye ve Yunanistan arşivlerini de kapsayan bu değerli çalışma, İzmir’in büyüyüp gelişmesinde şehrin iç bölgelerindeki dinsel ve etnik çeşitliliğin ve çok kültürlülüğün belirleyici bir rol oynadığını gösteriyor. Bu kitap, yalnız 19. yüzyıl İzmir’ine değil, bu şehrin ve bölgenin Birinci Dünya Savaşı’nda çözülmesine de ışık tutan değerli bir kaynak.
Reşat Kasaba
Dayandığı ve biteviye tekrar ürettiği kurgunun basitliğinden dolayı olsa gerek, ulus devlet geçmişteki çoğul ve karmaşık toplumsal yapıları anlamakta ve kabul etmekte daima zorlanmıştır. Türk ve Yunan ulusal tarihçiliğinin kesişip çatıştığı noktada yer alan İzmir kentinin tarihi bu gerçeğin en bariz örneklerinden biridir. Feryal Tansuğ’un araştırmalarının ürünü olan İzmir/Smyrna, milliyetçi anlatıların olduğu kadar kozmopolit efsanelerin de tuzaklarından kaçınarak Osmanlı tarihinin en zorlu dönemlerinden birinde şehrin farklı etnik ve dini topluluklarının birlikte yaşamının dinamiklerini özgün bir şekilde ortaya koymaktadır.
Edhem Eldem
Kapak resmi: “Panorama de Smyrna”dan esinlenerek çizen Ekrem Özorbeyi. “Panorama de Smyrna”, Archive of Center for Asia Minor Studies, Athens, no. 00170313.
ABSOLUTE SUPERMAN CİLT 1: KRYPTON’UN SON ZERRESİ
Kalesi olmadan, ailesi olmadan, evi olmadan da…
O GERÇEK BİR ÇELİK ADAM!
Absolute Power’ın yıkıcı olaylarının ardından şekillenen yeni bir hikâyeyle DC Evreni’nin yepyeni bir yüzü, Absolute Evreni doğuyor!
Kal-El Kansas’ta uzak bir tarlaya düşer; daha karanlık, bambaşka bir dünyadadır artık. Yok olmuş bir gezegenden son hayatta kalandır… Ama bu olanların öncesinde bile hiçbir şey beklendiği gibi gelişmez. Kal-El yıkılmış Krypton’un hatalarını tekrar etmeye kararlı görünen bir dünyada hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da dünya çapında faaliyet gösteren Lazarus Corporation’ın sömürüsüyle karşı karşıya gelecek ve acımasız Peacemaker ordusuyla göğüs göğüse çarpışacaktır!
Çok satan yazar Jason Aaron (Star Wars,Thor, Teenage Mutant Ninja Turtles), süperstar çizer Rafa Sandoval (The Flash, Action Comics) ile güçlerini birleştirerek Superman’i baştan yaratıyor! Absolute Superman 1–6 sayıları bu ciltte bir araya geliyor.
ABSOLUTE WONDER WOMAN CİLT 1: SON AMAZON
Cennet adası olmadan, onu büyüten kız kardeşliği olmadan, barış görevi olmadan da...
O GERÇEK BİR AMAZON!
Daha farklı, daha karanlık bir dünyada Themysciralı Diana, bebekken yeraltı dünyasına sürülmüş ve düşman tarafından yetiştirilmişti.
Ama bu onu yıkmadı.
Aksine, trajedi, tehlike ve adaletsizlik onu daha da büyük bir silaha dönüştürdü. Amazon mirası uzun süre elinden alınan Diana’nın artık yeryüzüne dönme zamanı geldi. Tanrıçalardan gelen hediyeler, büyüler, cehennemde dövülmüş silahlar ve barıştan çok adalete benzeyen bir görevle donanmış olan Diana; dünyayı kurtarma ve o dünyada kendi yerini bulma arayışında durdurulamaz… O yeri kendi elleriyle yaratması gerekse bile!
Eisner ödüllü yazar Kelly Thompson, yıldızı parlayan sanatçı Hayden Sherman, Eisner ödüllü renklendirme sanatçısı Jordie Bellaire ve hayranların gözdesi çinici Becca Carey, Wonder Woman’ı baştan yaratıyor. Absolute Wonder Woman 1-7 sayılarını içeriyor.